Neslihan Çelik Alkoçlar (
n.alkoclar@gercekmedya.com.tr )
Ağladım
Eklenme Tarihi : 12 Şubat 2012İzlediniz mi, şimdi de Suriye’deki ölümleri…
Hele çocukların yüzlerini gördünüz mü?
Bakışlarını,
Dünyaya bakmalarını, ağlamalarını…
Henüz anlayamadan ne olduğunu, savaşı, ölümü anlamak zorunda olmalarını,
Ölüme dokunmak, ölümü yaşamak, ölümle yaşamak zorunda kalmalarını…
Daha hayatı tanımadan ölümü tatmış olmalarını?
İzlediniz mi?
Onlardan çok var dünyada.
Afrika’da var açlıkla savaşan, açlıktan ölenler,
Irak’ta barış için ölenler,
Asya’da herhangi bir sebepten ölenler,
Ülkemizde de var terörden ölenler,
Sonları hep aynı birilerinin nefretiyle, çıkarıyla dolan silahından çıkan kurşunla olan, ölen çocuklar.
Çocuklar ölüyor dünyada, birileri elleriyle öldürüyor onları.
Birileri çizgi filmlerde gördükleri koca koca silahların gerçekleriyle canını acıtıyor onların.
Canını acıtmakla kalmıyor, canını alıyorlar, dünyadan bihaber bebelerin…
Onların birbirinden güzel yüzlerini solduruyor, yüreklerini söndürüyor, gülüşlerini donduruyor, bakışlarını durduruyorlar.
Ağlıyorum ben ölen bebeklere, çocuklara.
Dün yine ağladım, önceki gün de, bugün de.
Dünyanın kör olan gözlerine ağladım.
Kaybettiği sevgiye,
Yok olan insanlığa,
Unutulan masumiyete,
Ağlayan hayata,
Ölüme,
Ölen çocuklara
Ağladım.
Daha yaşamak nedir öğrenemeden, ölümü ezberleyenlere ağladım.
Daha ana babasına doyamadan, kucaklanmanın keyfine varamadan, ölümün kucağına düşenlere ağladım.
Ölümün merkezinde doğanlara,
Yaşamı tatmayan, çocukken çocuk olamayanlara ağladım.
Böylesine kötü bir dünyada yaşadığımız,
Bu kötü dünyada çocuklara bile sahip çıkamadığımız için…
Gördüğümüz ama görmezden geldiğimiz kana,
Duyduğumuz ama duymamış gibi yaptığımız çığlıklara,
Bildiğimiz ama bilmezlikten geldiğimiz kurallara,
Birilerinin yanlışının birilerinin doğruları olmasına,
Oysa acının, ölümün, kanın, gözyaşının her dilde aynı olmasına,
Bugün orada olanın yarın nerede olacağını bilemeyişime,
Belki zaten aramızda olmasına,
Hiç yakamızdan düşmemesine,
Ağladım.
Ağlamak neye yarar bilemeden,
Bir kişinin hüznü kaç çocuğun neşesi,
Ölüm neyin bedeli?
Kader neyin sonucu?
Çocuktan kim alır hıncını?
Var mıdır çocuğun boynunun borcu?
İçim acıyor gördüklerimden,
İçim yanıyor baktıklarımdan,
Çok uzaklara gitmeye gerek yok.
Bir adım ötemizde olanlar oluyor.
Dünya kaybetmiş namusunu,
İffet falan kalmamış kimsede…
Bu dünyada hıncını çocuktan alan,
Yaşar mı öbür dünyada yaptığı kötülük yanına kalmadan.
Unutur mu orada yaşayan çocuk acısını?
Hatırladıklarını silebilir mi hafızasından?
Kazandıysa bile yaşam savaşını,
Kaybettikleri vazgeçirmez mi onu yaşamdan?
Dünya yaşanmaz oldu, herkes için,
Dünya tanınmaz oldu, bilinmez,
Kendini bilen birileri için
Dünya ölüm tarlası şimdi…
Üzgünüm, mutsuzum, dertliyim, yorgunum..
Gördükçe çocukların kanla boyanmış yüzlerini, artıyor can acım.
Rengârenk giysilerle koşup oynaması gerekirken, kırmızıya siyaha boyanan bedenlere isyanım.
Allah’ım, sen al bu bebelerin öcünü,
Koyma hayatlarını, kanlarını, acıları yerde...
Çocuktan bile savaş tamtamı yapana,
Sen bilirsin vereceğin cezayı…
Duy sesini o masumların tüm dünya!
Yarın hangimiz kalırız ateşin altında,
Bilemezken sonumuzu,
Unutma duy bu insanların sesini…
Ağlatma hiçbir çocuğu sen bu dünyada
Ağlatanları ağlat asıl hayatta.
Çocuğa vuran, canını acıtana
Umarım yar etmez hiçbir yeri vatan, Yaradan…